29 Temmuz 2010, 18:17:57
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Babacığım.......  (Okunma Sayısı 172 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
17 Haziran 2009, 14:47:45
ece
Ziyaretçi
« : 17 Haziran 2009, 14:47:45 »

Babacığım

Saygı yükleyen sözlerini bırak bana,
Onurlu duruşunun yanında.

Güven veren sözlerinle oluşsun,
Adım atarken ki cesaretim.

Haritadaki gideceğim yolları,
Senin gittiğin yollardan seçeyim.

“Babam” dediğimde aklıma,
Sırtımı yasladığım dağ gibi duruşun gelsin.

“Size haram lokma yedirmedim,
Yamalı fakat temiz giysiler giydirdim,

Tek sermayem dürüstlük,
Tek tutanağım çalışkanlık.

Elimden düşmedi elleriniz ve kitap,
Okudum önce kendimi, sonra sizi ve kitabı.”

Dediğin sözlerin çınlasın kulaklarımda,
Baba olacağım zaman bunlar bulunsun yanımda.
Saliha Erdem
Logged
21 Haziran 2009, 12:38:26
ece
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 21 Haziran 2009, 12:38:26 »

Baba
 
Sendin
Doğduğum gün
Bana ezan okuyan

Boyun kocaman
Kolların güçlü
Bir hamlede kaldırıyorsun
Üçümüzü

Her sabah gidersin
Ekmeğimiz için
Her akşam
Yorgun
Ama yüzün güleç
Dönüşün bir düğün

Biraz büyüsem
Şöyle diyeceğim
Yoo baba
Bu sabah bende sıra
Sen otur evde
Annemle
Dinlen

Ben
Koşacağım sokakları
Rızkımız için

Akşam
Elimde kocaman
Bir somun
Sevineceksin
Kimbilir nasıl
Yoo
Teşekkür etme
Dedim ya
Sıra bende

Cahit ZARİFOĞLU
 
Logged
22 Haziran 2009, 21:20:25
ece
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : 22 Haziran 2009, 21:20:25 »

BABANIN NOTLARI

“23.11.2001
Sevgilimi evinin önünden alıp Topkapı Sarayı’na götürdüm. Yemek yedik. Harika dört saatti. Bulutların üstündeydik.”
...
“25.11.2001
İki günlüğüne gittiğim İzmir dönüşü Florya’dayız. Deniz manzaralı bir ortam... Bana, ‘Seni benden alan İzmir’e çok kızdım; seni bensiz kucakladığı ve bağrına bastığı için...’ dedi.
Paramızın yettiği kadar yemek yedik:).”
...
“29.11.2001
Güzel bir gündü. Benim için İstanbul’un en güzel yeri olan Sultanahmet’i gezdirdim ona... Bütün Eminönü’nü ve Boğaz’ı gören restoranda güzel yanağını omzuma koyarak yavaş sesle şöyle dedi: ‘Kaderimizde varsa, beraber yaşlanmayı, her gece omzuna böyle başımı yaslayıp uyuklamayı, her yeni güne yanında uyanmayı, fırsat buldukça da şu cennet Türkiye’nin en güzel yerlerini birlikte keşfetmeyi diliyorum. Nasıl oluyor da seni bulduğumda bu kadar geveze olabiliyorum, anlamıyorum. Hep aynı niyetler, aynı hayaller, aynı kırılganlık, aynı duygusallık... Bunca laf kalabalığım için özür diliyorum.’
Bugün çok duygusaldı. Evine bırakırken ağladı.”
...
“05.12.2001
İşlerimin yoğunluğu sebebiyle altı gündür görüşememiştik. Beyoğlu’na, benim yazıhaneye yakın bir yere kadar geldi. Arabama bindik, Boğaz’a inmek üzere yola çıktık. Maslak’ta, trafiğin tam ortasında akü bitti.
Kötü bir gündü. Sınırlı saatlerimiz akü değiştirmekle geçti. Geri döndük. O arabada bekledi. Ben ise dükkânında akücünün keyfini beklerken küçük bir kağıda yazdığım cümleyi, dönüş yolunda çaktırmadan onun çantasına attım, ben yokken okuması için: ‘Hareketler duyguları değiştiremez. Sen unutulmaz, eskimez, modası geçmez ve değişmez bir hücresin vücudumda’ diye yazmıştım.”
...
“12.12.2001
Bugün sevdiğimi iş görüşmesine götürdüm Kumburgaz tarafına... ‘Biz seni arayacağız’ diye başlarından savdılar.
Dönüş yolunda moralinin bozuk olduğunu görünce, ‘Acaba beni sevmiyor mu’ hassasiyetiyle sordum: ‘Sevgi dilenen biri portresi çıksın istemem. Bunu düşünmüş olma ihtimaline çok üzülürüm. Sana rahatsızlık vermekten kaçındığımı, karşında basit bir karaktere dönüşmekten korktuğumu hep ifade ettim. Bazen duygularımız bizi yanıltır, zaman şaşmaz bir mizandır. Mutlaka zaman içinde hislerimizin gerçek karşılığını buluruz. Bilmiyorum ki hayatım, sıklıkla sığındığın sessizliğin, hislerimizin tezat kavramlara denk gelmesinden olabilir mi? Ben seviyorum diye sevmek zorunda değilsin. Ama açık sözlülüğün kime ne zararı olabilir ki? Emin ol saygı duyarım. Belki de beklentilerim olduğunu düşünüyor, bağlanmamdan korkuyorsun.’
Sessizce dinledi, tek kelime etmedi.
Moralim bozuk.”
...
“14.12.2001
Doğum günüydü; sabah yazıhaneye gelir gelmez ona mail yazdım. Cümlelerimi geceden biriktirmiştim zaten:
“Sabah uyanır uyanmaz insanın aklına gelen ilk şey, en samimi olduğu şeydir. Seni tanıdığım günden beri her uyanışımda ilk aklıma gelensin. Sensiz geçen bir gün bile insanın özlemini kartopu gibi büyütüyor. Şu an sen kim bilir nerede, ne yapıyorsun... Ve etrafındaki insanlar ne kadar şanslı...
Sende, kaçak olarak girilmiş anne yatağının sıcaklığını ve samimiyetini buluyorum.
Sen doğduğunda en çok kim sevinmişti bilmiyorum. Ama bugün dünyada olmana en çok kimin sevindiğini biliyorum. Onun için, iyi ki doğdun prenses.”
***
Oğlu, yazıhanesine geldiği babasının çekmecesinde bulduğu ve bu şekilde sürüp giden sayfaları okudukça beyninden vurulmuşa döndü.
Oysa yayınevi, “Sizden 14 Şubat Sevgililer Günü için kitap istiyoruz” deyince böyle bir denemeye girmişti yazar.
Kitap yayınlanıncaya kadar baba ile oğul arasına adı konmamış bir mesafe girdi.


___________________ ___________alıntı_______________________________
Logged
22 Haziran 2009, 21:26:18
ece
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : 22 Haziran 2009, 21:26:18 »

KIZ, BABAYI SEVERMİŞ...

Babası, kızının çalışma talebinden bıkıp usanmıştı. Jennifer Lopez’e ikizi kadar benzeyen on dokuz yaşındaki tek evlâdı, Emine’si, lise sonrası Açık Öğretim’e yazıldıktan sonra, “İş bulup, gündüzleri çalışmak istiyorum” diye tutturmuştu.
Muhafazakâr babası “kızına güveniyordu ama çevreye güvenmiyordu.”
Mesleksiz bir genç kız olarak, bu zamanda nerede, kimin yanında, nasıl çalışılırdı?
Baba İstanbul’a yakın bir ilçede, TCDD’de (demiryollarında) bilet gişesinde memur, anne ise ev hanımıydı.
***
Emine, kazağını da giydi, röfleli saçlarını eli ile toplayıp toka yerine kalem taktıktan sonra evden çıktı.
Babasının işyerine korkarak girdi.
Baba, onu gördüğüne memnun olmadı. Çünkü niçin geldiğini biliyordu. Kızı da fazla beklemedi zaten. Annesinin tamam dediğini, kendisinin de izin vermesi halinde iş aramaya başlayacağını söylüyordu.
İkide bir, yolcu salonuna bakan pencerenin altındaki küçük bölmeden para uzatıp bilet isteyenler konuşmalarını kesintiye uğratıyordu ama babası kızına dönüp sordu:
- Diyelim ki izin verdim, nerede çalışacaksın?
- Bilmiyorum baba, bakacağım. Burada olmazsa İstanbul’da... Üç adım yer.. Trenle gider gelirim.
Baba, kredi kartının bonus puanlarıyla “bedavaya” aldığı yeni saatinin kaç olduğunu seçmek için ışığa tuttu, sonra kızına döndü:
- Sen şimdi eve git kızım, akşam gelince konuşuruz. Merak etme, hallederiz. Hadi.
Kızı hızlı adımlarla demiryolları lojmanlarındaki evlerine doğru yürüdü.
***
Emine, babasının izin vermesi ve çok büyük bir şans eseri, kendi evlerinin çaprazındaki pastanede işe başladı. Üstelik pastane sahibi onu bizzat çağırmıştı, “Çalışmak istersen bir kasa görevlisine ihtiyacım var” diyerek.
***
Emine pastanede çalışmaya başlayalı iki kez maaş almıştı ama ne annesine, ne de babasına bir kuruş bile göstermemişti.
Baba, gece yatakta bu konuda sitemli bir iki cümle söyleyince, karısı, kızını savundu:
- Öyle deme, kız iyi niyetli. “Zaten aldığım üç yüz lira. İleride size yük olmamak için bankaya yatırıyorum anne. Ben ölsem babamdan para isteyemem, biliyorsun” dedi bana. Ben Emine’den para mara istemiyorum, varsın biriktirsin.
- Benim de gözüm yok. Derdim para değil hanım. Kızımın paracı tutumu parasından daha önemli... Dedem derdi ki “Çocuklarınıza vermeyi öğretin, almayı nasıl olsa öğrenirler.”
- Neyse, iyi geceler adamcığım, sabah erken gideceksin.
Kocası yutkundu, sağına döndü:
- İyi geceler.
Bir an için tekrar karısına dönüp şöyle demek istedi:
“Pastanenin sahibi Yakup Usta’ya ben rica ettim, yeter ki kızım gözümüzün önünde olsun, maaşını ben vereceğim diye... Adam zaten zarar ediyor, Emine’ye maaş mı verir? Bin yüz lira aylığımın üç yüz lirası kızıma feda olsun. Ama....”
Vazgeçti.
Logged
22 Haziran 2009, 21:32:10
masal
Uzman Üye
******

Teşekkür Sayısı: 54
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 902



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #4 : 22 Haziran 2009, 21:32:10 »

öğretmenim ne kadar duygu yüklü paylaşım bunlar çok teşekkür ederim çiçek
Logged
masal'adli üyenin imzası

Özenle Yarına Sakladığınız Bir "Sarı Lira" Gibi Ömrünüz;
Vakit Gelip Sandıktan Çıkardığınızda,
Bir De Bakıyorsunuz Ki,
Tedavülden Kalkmış...Can Dündar

Beni bir ben bilirim bir de beni Yaratan,
Bana bir ben lazımım bir de beni anlayan.
22 Haziran 2009, 21:38:59
ece
Ziyaretçi
« Yanıtla #5 : 22 Haziran 2009, 21:38:59 »

gözlerine sağlık masal öğretmenimmm... çiçek
Logged
18 Kasım 2009, 23:24:04
ece
Ziyaretçi
« Yanıtla #6 : 18 Kasım 2009, 23:24:04 »

kız babaya hayranmış,babaya hasretmiş...canım babam seni çokkk özledimmmm...kızım demeni özledim...bana dua etmeni özledim...yumuşacık ellerini öpmeyi çokk özledimm....öhö öhö yapmanı çok özledimm Gülümseme annemmm kıskanma sende burnumda tütüyosun... Gülümseme
Logged

Babacığım....... Konusuna Ait Anahtar Kelimeler
Babacığım.......


Google Words: Babacığım....... Dosyası, Babacığım....... Belgesi, Babacığım....... Programı, Babacığım....... Oyunları, Babacığım....... Download, Babacığım....... Resimleri, Babacığım....... Hikayeleri, Babacığım....... Haberleri, Babacığım....... İndir, Babacığım....... Yükle, Babacığım....... Videosu, Babacığım....... Arşivi, Babacığım....... Albümü,
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  




Wap | Wap2 | Wap Forum | XML | Rss

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.11 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC
Sınıf - Öğretmenleri - Döküman Deposu - ilkokuma - Kpss,Öss - Matematik - İngilizce - Müzik - Bilgisayar - Eğitim Setleri -
Theme Muallim Evi
XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!
Bu site eğitim amaçlı olup telif haklarına önem vermektedir. Sitede yayınlanan müzik, film, oyun, resim, programlar tamamen eğitim amaçlı olarak sunulmaktadır. www.muallimevi.com söz konusu metaryallerin sunucu ve barındırma hizmetini vermemektedir. http://www.muallimevi.com adresinden indirdiğiniz tüm programlar başka sunucularda barınmaktadır.Herhangi bir konuda bizimle iletişime muallimevi@hotmail.com geçebilirsiniz.